İyi Ki Varsın Bal
Bu satırları okuyorsan, hala yaşıyorsun ve şairin tabiriyle yolun
yarısına ulaşmışsın demektir. Bu da hayatta hala pişmanlıklarını telafi edip
tövbe kapısına yönelebileceğin anlamına gelir. Zaman hızlı akıyor, hadi kalk
erteleme sakın. Yok, eğer okuyamadıysan Allah rahmet eylesin canım kendim. Bu
yazıyı yazarken ruhuna Fatiha da okudum.
Bugün yirmili yaşlarının ortasına bir adım daha attın. Biraz daha
ciddi bir insan olmanı bekleyecek insanlar senden. Bunu hiç başaramadığını
düşünüyorsun hep ama aslında o kadar değişiyorsun ki bunu sen bile fark
ediyorsun. Önceden senin için saçmalık olan şeyler şimdi hayatının önem
listesinde ilk sıraları işgal ediyor. Lisede aşk denilen duyguyu dünyanın en
kutsal olgusu kabul ederken, şimdi aşkı zaman kaybı olarak görüyorsun.
Daha siyasi kararlar veriyorsun. Bu bile büyümek değil midir?
Oldum olası insanlarla çabuk kaynaşan, arkadaşlık kurabilen bir
yapın olmuştur. Bu hala aynı mı bilmiyorum, gelecekte nasıl bir hal alır? Ama
geçmişine şöyle bir baktığında insanların gerçekten hem maddi hem de
manevi anlamda fani olduğunu öğrendin. Arkadaşlık çok eğlenceli senin için ama
dostluk o kadar değerli ki bir elinin parmaklarını ancak sayabiliyorsun.
İnsanlar kötü demek değil ama bu. Sadece insanlar değerlerinin önüne geçmemeli.
En çok okul yıllarında boşa harcadığın zamanlara üzülüyorsun. Şu
an o kadar zamanın yok ki bir şeyler için, en büyük pişmanlığın bu. Ama şimdiki
aklın o zaman olsa yine öyle yapardın. Nasihatten değil musibetten ders alırsın
sen.
Yazmak senin için hep tutku olsa da son birkaç yıldır hayatının
büyük bir kısmını işgal ediyor. Kendine bazen Bal Hanım mahlasını kullanıyorsun, o zamanlarda kullanır mısın bilemiyorum. Bu ismi kendin vermiş olsaydın 'Yine egom dağlarla yarışıyormuş.'derdin. Neyse ki çok sevdiğin insanların
yakıştırması. Tabi bu kendini beğendiğin gerçeğini değiştirmez. Sahi var mıdır
kendini hiç beğenmeyen? Sen önceden kedinden nefret ederdin. Sanırım ergenliğin
vermiş olduğu içe kapanıklık, iğreti bulma ya da uzmanlar buna ne diyorsa.
Artık kendini seviyorsun ve bu sevgi başkalarından üstün görme değil. Rabbinin
eserini sevme, kendinle barışık olma. En çok ellerini öpmeyi seviyorsun.
İlerleyen yıllarda bu huyuna devam eder misin bilmiyorum. Edersen yoruma
yaz, merak ettim. Lütfen kendini sevmeye de devam et ama egon tanrı olmasın.
Yaşlanıyorsun Bal Hanım. Ellerin buruşacak bir süre sonra. Saçlarına
aklar peyda olacak. Elden ayaktan düşeceksin. Bu sana nasıl hissettirecek acaba? Hiç
yaşlanmayacak gibi hissediyorsun ama herkes öyledir. Ah sen! Keşke hep çocuk kalabilsen.
En iyi hissettiğin zamanlar değil mi çocuksu hallerin. Çocukluğun.. İnsanlar
yaşlandıkça gençliklerini daha çok hatırlarmış. Annenden biliyorsun. Sürekli
çocukluğunu, gençliğini anlatıyor. Farkında mısın bilmiyorum ama sende de bir
geçmişe dönme var.
Yirmi dört senede edindiğin en büyük tecrübe ölüm oldu. Ölüm seni
hep korkutur ve sana uzak gelirdi. Ta ki deden ölene kadar. Şimdi ölüm senin için
fazla tanıdık değil mi? Ama yine de annenin, babanın ve kardeşlerinin ölümünü
düşünemiyorsun. Çünkü onları sonsuz seviyorsun. Yooo.. Kendi ölümünü çok sık
düşünüyorsun. Daha dün 'Azrail şöyle mi gelir acaba?' dedin. Kaç defa kendi cenaze
namazını kıldın. Bak en başta da ruhuna Fatiha okudum zaten. Ölüm senin şu
hayatta görebildiğin en gerçek olgu. Buna rağmen hata yapmaktan da korkmuyorsun.
Allah’ın rahmetine mi güveniyorsun yoksa daha yaşarım, tövbe ederim mi
diyorsun? Kendini kefen içinde hayal eden bir kız için bu ne yaman çelişki Bal?
Fazla duygusalsın. Dışına belli etmemeye çalışsan da için içini
tüketiyor. İçten çürüyenlerdensin. İnsanları kırmayayım derken en çok kendini
kırıyorsun. Bir de aklın hep son anda yetişiyor kararlarına. Bunu son senelerde
biraz daha yendin. İnşallah otuz beş yaşında daha akıllı olursun. Duygularını kaybetme
yine de.
Öğretmenlik tam sana göre bir meslek. Bazen zorlansan da iyi ki çocuklarlayım
diyorsun. Ne güzel bir karar olmuş. Böylece bir tarafın hep çocuk, hep bahar... Geçen
yağ satarım bal satarım oynadın onlarla. İyi ki kimse görmedi, deli ayol bu derlerdi.
:) Çocuklar dünyanın kaçıncı harikası deseler asla beşten sonrasını söyleyemezsin.
Çok sevdiğin çocukları görünce keşke benim de çocuğum olsa diye geçirirsin içinden. Ama
evlilik sana o kadar uzak ki! Sahi evlendin mi?
Bal Hanım. İyi ki doğdun ve iyi ki varsın. Ve iyi ki ben
senim. Akılları çarşıya koymuşlar herkes kendi aklını satın almış yine. Yine dünyaya
gelsem yine kendim olmak isterim. (Ne kendini beğenmişlik ama! Kendini
beğenmeyen yoruma el kaldırsın.) Birlikte daha güzel senelerimiz olur belki.
Ya da sabretmemiz gereken... Daha çok yer gezeriz en sevdiklerimizle. Dünyanın anasını
ağlatırız Çelenk hocamın tabiriyle. Daha çok yazarız ve belki de bir gün unvan
olarak da yazar olursun, kim bilir? Sen neyi hayal ettiysen oldu. Bu neden olmasın
ki? Gökhan Özcan'la aynı yerde yazmak en büyük hayalin. Gerçekleşti mi? Daha az
trip atarsın inşallah. İnsan babasına bile trip atar mı? :) Neyse ki kin
beslemek gibi bir huyun yok insanlara karşı. Şu soğuma işini ne yapsak diyeceğim ama boşver. Yürek soğuyorsa vardır bir bildiği. Ömrün bereketli olsun. Dostlukların
bâki, arkadaşlıkların uzun olsun. Hanım hanımcık bir kız ol. Anneni, babanı
üzme. Yardımsever ol ve gülümse. Güzel sev, kendini de yorma severken. Yaptığın
iş her ne olursa olsun hakkını ver. Hayalindeki kafeyi mutlaka aç bir gün. Seni
seviyorum Kübra. Otuz beş yaşında sen de sev olur mu beni.
Birlikte nice senelere..🌸



Yorumlar
Yorum Gönder