Hepimizin Neşesi Kına Gecesi
Uzun zaman olmuş sizle iki lafın elini kırmayalı. O zaman kadınların dedikodu malzemesi listesinde baş sıraları çeken
kına gecesinden konuşalım mı biraz. Kına gecesi, Türk adetlerinde asla
yitip gitmeyecek bir gelenek olacak muhakkak. Peki, kına gecesi ilk olarak nasıl çıkmıştır?
Kökenleri antik Yunan'a dayanan
kına birçok toplum tarafından tıp alanında kullanılmıştır. Özellikle
Eski Türk toplumları kınayı
veba hastalığı için
kullanmıştır. Bunun yanında boya maddesi olarak da işlev görmüştür. Bugün
kına yeşili diye bir rengin bulunması da bunu onaylar nitelikte
bence. İsmi; ''kına'', ''hına'', ''hınna'', ''henna'' gibi isimler alsa da kına
hep var ola gelmiştir. Türklerde, özellikle Anadolu coğrafyasında kınanın
diğer bir kullanım alanı ise süs olarak ele, ayağa yakılmasıdır.
Dede Korkut Hikâyeleri'nde kına
'adanmışlığın' nişanesi olarak anlatılır. Bir evladını peygamber ocağına
gönderirken bir ana yüreğiyle baraber oğlunun da eline kına yakar.
''Ben oğlumu vatana adadım.'' Kurbanlık koçlara
yakılır ki bu Allah’a adamışlığın simgesidir. Ve hepimizin bildiği gibi
evlenecek kızlara düğünden
bir iki gün önce yapılan törenimiz Kına gecelerimiz. Allar giyinmiş
gelin eşine adanır. Bu cümle birçok feminist arkadaşı rahatsız edecek
nitelikte de olsa birine kendini adamak ve onun da seni yüreğine yazdığını bilmek
hiç de fena durmuyor açıkçsı.
Bu gecede hanımlar toplanır,
neşeli türküler söyler oyun havalarında kurtlarını döker gelini de bir güzel ağlatır. Ağlatma kısmı
en önemli olanıdır. Öncelikle gelin bir sandalyeye oturtulup başında genç kızlar mumlarla
ağıt kategorisine girecek türkülerle dönerler. Kınayı yakacak arkadaş gelinin
elini açamaz ve kaynana elinde
altınıyla hemen imdadına koşar. Kınası yakılan geline içli bir türkü okunur. Gelini çok uzaktan da
tanıyor olsanız ortamın atmosferi sizi bile ağlatabilir.
Gelin ağlamazsa mı? ''Ya ne meraklı imiş evlenmeye.'' diye teyzeler hemen oracıkta fısıldaşmaya başlarlar. Gelin ağlamak zorundadır. Günümüzde
düğün salonlarında olduğu
için belli saatlere sıkıştırılır. Ancak adı
üstüne KINA GECESİ. Yani gün ağarana kadar bitmez bu seremoni.
Batı tarafında tavuk alma vs diye bir takım gelenekler olsa da bizim oralarda (Erzurum/Bayburt)
erkeklerin kına gecesinde işi olmayacağından ne o gece damat görülür
ne de evler arasında tavuk
alma olur. Salondan çıkan misafirler kız
evinde alır soluğu. Sabaha kadar sofralar kurulur, geleneksel oyunlar yapılır.
Ertesi gün düğün için koşturacak zavallı gelin ise iki saat uyumuşsa epey
şanslıdır.
Oturmaya gidilmez kına
gecelerine. Mutlaka pistte
görünmek gerekir. ''Yok, ben beceremem'' derseniz eğer, ''Amaan ben de bildiğimden oynamıyorum.'' diye yanıt alırsınız. Bu
zokayı asla yutmayın. En iyi bilenlerden biridir. Sahaya
çıktıysanız teyzelerin sizi süzmesini göze almışsınız demektir.
Bir bordo bereli kadar keskin bakışlara sahip
teyzeler avını son derece dikkatle izler.
Kız evine gidince de bu gözlem devam eder. Eğer hizmet ediyorsanız oturanlara -ev sahibiyle sıkı
olmanız gerekmez. Kız olmanız yeterli bunun içi.- siz artık potansiyel bir
gelin adayısınız demektir.
Günümüzde yaşanan bir
kaç problem hakkında da uyarmak isterim sizleri. Eğer kız erkek mahremiyetine dikkat ediyorsanız kına
geceleri her ne kadar genel olarak kadınlar
arasında olsa da kıyafetinize dikkat etmeniz gerekir. Çünkü etrafta sizi oğluna
ya da yeğenine göstermek için fotoğraf çekebilecek teyzeler olabileceği gibi
instagrama oynarken video atan hemcinsleriniz de olabilir. Böyle insanların kafalarını
duvara sürterken hikâyemde paylaşmak en büyük hayalim. Bunu kesinlikle yapmayın.
Lisede bir hocamız bir
öğrencisinin düğününe gitmiş ve normalde kapalı olan bu kızımızın düğününde
straplez gelinlik giydiğini üzülerek kaç defa anlatmıştı bize. Düğün ya da kına
gecesinde tesettürün farziyeti sizin üzerinizden kalkmıyor. Kına kadınlar arasında eyvallah
ancak ''çek bakalım gelin nasıl olmuş.'' diye sizi görmek isteyecek
bir sürü insan da mevcut. Bunlar bayan bile olsa telefonlarından silmemiş olma ihtimalleri
yüksek olacaktır ve evliyse eşlerinin görmesi de kaçınılmazdır. Yani aile gibi
kutsal bir müesseseye günahla adım atmayalım. Ve sen sevgili kına gece
davetlisi! Hanım kızımız açıksa telefonun kamerasını gelin hanıma
çevirmeyelim.
Çocukları pistten alalım, fazla
dedikoduya dalmayalım. Ufak tefek hataları deve yapmayalım. Unutmayalım ki insanlar o günün heyecanıyla bir şeyleri unutmuş olabilirler.
Kınalarınız solmasın.
Ve Rabbim teyzelerin gazabından
tüm genç kızlarımızı korusun. :)



Yorumlar
Yorum Gönder